Afazi beyin hasarı neticesinde

ortaya çıkan edinilmiş bir dil bozukluğudur.

Afaziye sebep olan beyin hasarının nedeni genellikle kan damarlarında oluşan bozukluklardır.

Bu tür bir bozukluk aynı zamanda inme,

serebral hemoraj (beyin kanaması),

serebral enfarkt veya apopleksi

olarakta adlandırılmaktadır.

Afazi oluşumunun diğer sebepleri arasında travma

(beyinin bir trafik kazası sonucunda hasar görmesi gibi)

veya beyin tümörü gösterilebilir.

Beynindeki dil alanlarında meydana gelen hasar(afazi) sonucu konuşma, konuşulanı anlama,nesneleri isimlendirme, okuma ve yazma becerileri kısmen ya da tamamen yitirilebilir.

KEKEMELİK

Kekemelik konuşma anında yanlış nefes alımından dolayı boğazda blok oluşması sonucunda meydana gelen takılmalar, tutulmalar, teklemeler şeklinde oluşan bir konuşma bozukluğudur.

Dil ve konuşma terapistlerinin uyguladığı terapiler kişiye akıcı konuşma tekniklerini öğretmenin yanı sıra, kişinin kekemelikle ilgili farkındalığını arttırmak, kişiye özgüven aşılamak ve kendisine/soruna ilişkin bakış açısını değiştirmeyi de hedeflemektedir. Kekemelik terapisi sürecinde terapi alan bireye ailesinin ve/veya çevresinin destek olması oldukça önemlidir.

HIZLI KONUŞMA  (TAKİFEMİ)

Konuşmanın anormal bir hızda ve düzensiz olması olarak tanımlanır. Hızlı-bozuk konuşma da kekemelik gibi bir konuşma akıcılığı bozukluğudur ancak kekemelikten farklıdır. Aşırı ölçüde hızlı, düzensiz, sıklıkla konuyla ilgisiz sözcük veya ifadeler içeren bir konuşma bozukluğudur. Hızlı konuşmada konuşmanın normal akışında aşırı derecede kırılmalar görülür ve buna aşırı hızlı konuşma, düzgün olmayan tempo, yanlış/eksik sesletme ve söyleyeceğinden emin olamama de eşlik edebilir. Hızlı konuşma için konuşmanın yavaşlatılması, akıcısızlıkların azaltılması, farkındalığın ve dil organizasyonunun arttırılmasına yönelik terapiler uygulanmaktadır.

APRAKSİ

Konuşma apraksisi, konuşma üretiminde kullanılan kaslarda veya beyinde sorun olmaksızın görülebilen bir motor konuşma bozukluğudur. Beyin konuşmada kullanılan yapıları(dil,dudak) düzgün ve koordineli bir şekilde kullanmakta zorlanır. Eksik veya kısıtlı konuşma sesi kullanımı, kullanılan seslerin birleştirilememesi, zor sesler yerine basit seslerin kullanılması ve sözcüklerin basitleştirilmesi gibi durumlar görülmektedir. Apraksi ayriyetten vücudun diğer organlarını(alt ve üst estremiteler) da etkileyebilir. Kişi günlük aktivitelerini yapmakta zorlanır ve yaşam kalitesi olumsuz etkilenir.

DİZARTRİ

Sinir sisteminde doğum öncesinde, doğum sırasında veya sonradan meydana gelen hasara bağlı olarak, konuşma düzeneğini kontrol eden kaslarda (dil, dudak) spastisite, flaksidite, koordinasyon bozukluğu, paralizi sonucu konuşmanın solunum, sesleme, rezonans, sesletim ve prozodik özelliklerinin etkilendiği, dolayısı ile anlaşılabilirlik özelliğinin sınırlandığı bir motor konuşma bozukluğudur.

FONOLOJİK BOZUKLUK

Fonolojik bozukluğun temel özelliği kişinin yaşına ve gelişim dönemine uygun olarak konuşmasında beklenen düzgünlüğün ve ses uyumunun olmamasıdır.

Fonolojik bozukluğu olan çocuklarda en sık görülen belirtiler çeşitli konuşma seslerinin yerlerinin değiştirilmesi, düşürülmesi ve bir ses yerine bir başka sesin kullanılmasıdır. Örneğin, çocuk /r/ sesini sözcük başında kullanmayı öğrenememiştir. Gelişimsel ses bilgisi bozuklukları, çocuklarda ilerleyen dönemlerde, okuma ve yazma güçlükleri görülmesinde etken olabilir.

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU

Artikülasyon, konuşma organlarının koordineli hareketiyle dile ait konuşma seslerini doğru telaffuz etme becerisidir.

Nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra konuşma organlarıyla (dil, diş, damak, dudak) konuşma dilimizin seslerine dönüşmesidir. Sesletim bozuklukları, konuşma seslerinin çıkartılış yeri, biçimi, hızı, zamanlaması ve basıncının hatalı üretimine dayalı sorunlardır.

Normal dil ve konuşma gelişiminde bebek çevresindeki sesleri dinleyerek ve taklit ederek iletişime ilk adımı atar.

Bebekte ortalama 18. ayda 20-100 sözcük 24.ayda 300 sözcük çıktısına sahip olmaları beklenmektedir. Sonraki süreçte ise kullandıkları sözcükleri birleştirerek

(2 yaş 3 sözcüklü cümle 3 yaş 4 sözcüklü cümle)

dil bilgisi kurallarını da ekleyip cümleler üretirler ve 4-5 yaşlarına geldiklerinde tüm ihtiyaçlarını anlaşılır bir şekilde karşısındakine ifade edebilirler.

Dil edinimi sürecinde normal kabul edilmeyen gecikmeler olduğunda buna gecikmiş dil- konuşma denir. Gecikmiş dil ve konuşma; genetik, ebeveyn etkisi, işitme kaybı, bilişsel, nörolojik veya gelişimsel bir bozukluğa bağlı olarak gelişebilir.

Eğer çocuğunuz normal dil ve konuşma gelişiminin dışındaysa uzman dil ve konuşma terapistine danışmanızda fayda vardır.

Dudak, sert damak, yumuşak damak, diş, burun gibi yapıların birinin ya da birden fazlasının yapısal olarak bozuk olmasına ve bu organların artikülasyon için gerekli olan hareketleri uygun bir biçimde yapamamasına neden olmaktadır.

Sadece dudakta yarık gözlenmesi durumunda, dil ve konuşma gelişimi çok fazla etkilenmemekte ve cerrahi müdahale çoğunlukla yeterli olabilmektedir. Ancak damağında yarık bulunan çocukların dil ve konuşma gelişiminde sorunlar yaşanabilmektedir.

Dudak-damak yarığı olan bireylerde oluşabilecek Dil ve/veya konuşma bozukluklarının dil ve konuşma terapistlerince terapisi yapılmaktadır.

Dil ve konuşma bozukluklarının tanısını koyarken, mutlaka işitme kaybının ekarte edilmesi eğer işitme kaybı varsa uygun amplifikasyonun sağlanması gerekmektedir.

Çünkü dil ve konuşmanın gelişebilmesi için işitme “olmazsa olmaz” faktörlerden birisidir. İşitme, anne karnında 20 haftalıkken başlamaktadır, yani tipik gelişim gösteren bir bebek 20 haftalık bir işitme deneyimine sahip olarak dünyaya gelmektedir.

Dolayısıyla dil ve konuşma gelişimine ilişkin bilgiler her ne kadar doğumdan sonraki süreci ele alsa da bebek anne karnındayken de belirli seslere karşı tepki geliştirmekte, annesinin sesini diğerlerinin sesinden ayırt edebilmektedir.

Böylece doğumdan önce başlayarak, akustik bilgiler aracılığıyla işitsel merkez uyarılmakta ve işitsel beyin yolları organize olmaktadır. Akustik bilgiler çocuğun çevresinde konuşulan dile ait konuşma seslerini ayırt ederek fonetik dağarcığının oluşmasında, bununla bağlantılı olarak da yeni sözcükler öğrenerek dilin gelişmesinde kritik bir öneme sahiptir.

Yaşlılığa bağlı işitme kaybında (prespiakuzi) tiz seslerde işitme kaybı olduğundan daha önce normal dil konuşması olan bireylerde bile ince seslerde

/sh/-/ch/ bir bozukluk oluşabilmektedir.

Otizm, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bozukluktur.

Otizmde karşılaşılan sorunlardan en önemlisi otizmli bireyin sosyal iletişimidir. Sosyal iletişimi en etkili gerçekleştirmenin yolu sözel ve sözel olmayan biçimleriyle dil kullanmaktan geçer. Dili başkalarını anlamak ve kendimizi anlatmak için kullanırken dilin ses sistemi, dil bilgisi sistemini bilmemiz gerektiği kadar, dili nerde, ne zaman, kime, nasıl kullanacağımızı belirleyen sosyal boyutunu da öğrenmemiz önemlidir.

O halde, dil-konuşmanın, sosyal etkileşime girmenin de en temel unsuru olduğu göz önüne alındığında dil ve konuşma terapisinin önemi ve gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Dil ve konuşma terapistleri, otizmli bireylerle çalışırken alanda geliştirilmiş bilimsel dayanaklı uygulamaları kullanmaktadırlar.

Otizmli çocuklara verilen dil ve konuşma terapisi özel eğitimle birlikte götürüldüğünde çocuğun bu sorunlarına etkili bir şekilde müdahale edilebilmektedir.